Yenilenebilir Enerji Sektöründe İs Guvenligi Uygulamaları

Yenilenebilir Enerji Sektöründe İs Guvenligi Uygulamaları

Güvenli bir gelecek için giderek önem kazanan alternatif enerji arayışları artan bir hızla devam ediyor. Bu noktada “yenilenebilir enerji” kaynakları ise üzerinde yoğunlaşılan alanların başında geliyor. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu alanda sürdürülen çalışmalarla yenilenebilir enerji sektörü gün geçtikçe büyümektedir. Ancak, tüm sektörlerde olduğu gibi burada da güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturabilmek ve sürdürülebilirliği sağlamak için iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları son derece önem taşımaktadır. Üstelik sektörün hızla büyümesine paralel olarak önemi de giderek artmaktadır. Biz de hepimiz için son derece önemli olan yenilenebilir enerji sektörü ve bu sektördeki iş güvenliği uygulamalarını ele aldık...

Yenilenebilir Enerji Sektörü

1970’lerdeki petrol krizinden günümüze kadar, enerji arzının güvenliği ve enerji kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı konularındaki politika arayışları giderek artan bir öneme sahip olmuştur. Konunun bu kadar önemli olmasının nedeni, başta ekonomik nedenler olmak üzere dünyanın karşı karşıya kaldığı iki büyük sorundur. Bunlardan ilki; sosyo-ekonomik bir problem olan “sürdürülebilir kalkınma” sorunu, ikincisi de “küresel ısınma ve iklim değişikliği” sorunudur. Sürdürülebilir kalkınma; ekonomik faaliyetler ile çevre arasında bir denge oluşturarak, doğal kaynakları yok etmeden gelecek nesillerin de bu kaynakları kullanabilmesine imkân verecek bir kalkınma modelini ifade etmektedir.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği sorunun temelinde yatan esas neden ise; konvansiyonel (petrol, kömür, gaz) enerji kullanan sanayi üretim tesislerinin, motorlu taşıtların ve konutlardaki ısınma faaliyetlerinin yüksek düzeylerde sera gazı (Karbondioksit CO2, Metan CH4, Azot oksit N2O) ortaya çıkarmalarıdır.

Gerek “sürdürülebilir kalkınma”, gerekse “küresel ısınma ve iklim değişikliği” sorunu, enerji kaynakları ve bunların kullanımı ile ilgilidir. Petrol, kömür ve gaz gibi konvansiyonel enerji kaynaklarına, hem yenilenebilir olmayışları hem de olumsuz çevresel etkileri nedeniyle, geleceğin enerji kaynakları olarak bakılamamaktadır. Bu nedenle, yeni ve alternatif enerji arayışları hız kazanmıştır. Söz konusu arayışların ve bu konudaki çalışmaların odaklandığı en önemli alan “yenilenebilir enerji” kaynaklarıdır.

 

Yenilenebilir Enerji Kaynağı Nedir?

Yenilenebilir enerji kaynağı, “doğanın kendi döngüsü içinde, bir sonraki gün aynen mevcut olabilen enerji kaynağı" olarak tanımlanmaktadır. Tanım gereği; konvansiyonel enerji kaynakları, birer yenilenebilir enerji kaynağı olarak değerlendirilmemektedir. Dolayısıyla, dünyanın en azından yakın gelecekteki enerji talebini karşılama konusunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının umut verici bir gelişme kaydediyor olması, bu alana yönelik faaliyetlere ve politikalara hız kazandırmaya başlamıştır. Aşağıda yer alan tablo 1’de; enerji kaynaklarının dünya enerji arzındaki paylarını görebilirsiniz. 1973 yılında en yüksek pay petrol olarak görünmektedir. Yine 1973 yılı için yenilenebilir kaynaklar %2,5 iken, 2030 yılında tahmini yenilenebilir kaynakların %19,15 olması beklenmektedir.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)'nın raporunda, bu yıl devreye giren toplam elektrik kapasitesinin %90'ını yenilenebilir enerji kaynaklarının oluşturacağı öngörülmektedir. Bu yılki artışla, dünyadaki toplam yenilenebilir enerji kapasitesi 2 bin 888 GW’a ulaşacaktır. Bu yıl itibarıyla dünyadaki toplam hidroelektrik kapasitesi 1324 GW’a, güneş enerjisi kapasitesi 710 GW’a ve rüzgar enerjisi kapasitesi de 655 GW’a yükselecektir. Kalan 199 GW’lık kapasite ise deniz üstü rüzgar, biyokütle, jeotermal ve diğer kaynaklardan oluşacağı yönündedir (GW: Gigawatt).

Yukarıdati grafikte, Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 1990-2019 yılları arasında kaynağına göre Türkiye’deki yenilenebilir elektrik üretimi yer almaktadır. Tabloya bakıldığında, Türkiye’de en eski ve en fazla üretim yapılan kaynak hidroelektrik santralleri olduğu anlaşılmaktadır. Ancak 2008 yılı ve sonrasında rüzgar enerjisi üretimlerinde büyük oranda artış görülmektedir.

Yenilenebilir Enerji Sektöründe İş Güvenliği

Ülkemizde yenilenebilir enerji sektörüne ait faaliyet gösteren santraller;

  • Rüzgar Enerji Santralleri,
  • Güneş Enerji Santralleri,
  • Hidroelektrik Santralleri,
  • Jeotermal Enerji Santralleri ağırlıklıdır.

Bu enerji santrallerinde güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturabilmek ve sürdürülebilirliği sağlamak için mevcut ve dışarıdan gelebilecek tehlike kaynaklarının belirlenmesi, sistemli ve bilimsel çalışmalarla bu sürecin yönetilmesi gerekmektedir. Tehlikeleri belirlerken; işyeri bina ve eklentileri, iş yerinde yürütülen faaliyetler ile iş ve işlemler, üretim süreç ve teknikleri, iş ekipmanları, kullanılan maddeler, artık ve atıklarla ilgili işlemler, iş organizasyonu ve hiyerarşik yapı, görev, yetki ve sorumluluklar, çalışanların tecrübe ve düşünceleri, çalışanların eğitim, yaş, cinsiyet vb. özellikleri ile sağlık gözetimi kayıtları, malzeme güvenlik bilgi formları incelenmelidir. Toplanan bu bilgiler ışığında; çalışma ortamında bulunan veya dışarıdan gelebilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal ve ergonomik tehlike kaynakları ve bunların etkileşimi sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeler belirlenmelidir.

Tespit edilmiş olan tehlikelerin her biri ayrı ayrı dikkate alınarak bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin hangi sıklıkta oluşabileceği ile bu risklerden kimlerin, nelerin, ne şekilde ve hangi şiddette zarar görebileceği belirlenmelidir. Toplanan bilgi ve veriler ışığında belirlenen riskler, işletmenin faaliyetine ilişkin özellikleri, işyerindeki tehlike veya risklerin nitelikleri ve işyerinin kısıtları gibi faktörler, ulusal veya uluslararası standartlar esas alınarak seçilen yöntemler kullanılarak analiz edilmelidir. Sonrasında da analiz edilen riskleri yok etmek veya kabul edilebilir seviyeye indirmek için uygun kontrol tedbirleri uygulanmalıdır.

Acil durumlarla mücadele için işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin niteliği, çalışan sayısı ile işyerinde bulunan diğer kişileri dikkate alarak; enerji kaynakları müdahale ekibi, arama – kurtarma- tahliye ekibi, yangınla mücadele, ilk yardım ekibi ve ulaştırma ekibi kurulmalı, ekip üyeleri bu konularda özel olarak eğitilmelidir.

Enerji santrallerinde genel olarak görülen iş sağlığı ve güvenliği sorunları; uzaklık, izolelik, zor ulaşılabilecek alanlar, kırsal bölgelerde çalışmak, aşırı hava koşulları, kapalı alanlarda çalışmak, ergonomik olmayan çalışma yöntemleri, elektrik işleri, yüksekte çalışmak, kas – iskelet sistemi bozuklukları, fiziksel ve psikososyal faktörler, iş organizasyonu, tehlikeli maddelerle çalışmaktır.

Sonuç olarak; yenilenebilir enerji sektöründe üretim yapılan alanlar için, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında verimli sonuçlar alınması, çalışanları korumak, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak ve geliştirmek, işletme güvenliğini sağlamak, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı oluşturmak, kalite ve verimliliği arttırmak noktasında yapılacak çalışmalarla mümkün kılınacaktır.

 

Kaynaklar

• http://www.tureb.com.tr
• http://osha.europa.eu
• 6331 sayılı İș Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (2012) • IEA Uluslararası Enerji Ajansı (1990)
• TEİAȘ İș Güvenliği Yönetmeliği