Sağlıklı Beslenmenin 10 Basit Şifresi

 

Hastalıklardan korunmak ve sağlıklı bir yaşam sürmenin temelinde dengeli beslenmek yatıyor. Bununla birlikte hastalıklarla karşılaşılması durumunda da gerekli besinlerin gerektiği kadar alınması mücadelede çok önemli bir yer tutuyor. Tüm bunlar için şifre olarak tanımlanabilecek 10 önemli kural şöyle sıralanıyor...

 

1. Geleneksel, doğal ve tam gıdalar tercih edin

Geleneklere uygun beslenmek önemli bir ayrıntı. Bu genetiğe de uygun beslenmek demek. “Basit beslenmek” kuralına uyulması gereken bu yaklaşım aynı zamanda genetiğimize de uygun beslenmek anlamına geliyor. Örneğin, meyvelerden salata yapmak yerine tek bir meyve yemeği tercih edin. Çok sayıda yiyeceği karıştırıp midenizi çöp torbası haline getirmeyin. Paketlenmiş değil, doğal gıdaları tüketin.

 

2. Şeker, un ve tuzu minimuma indirin

Şekerin açık, beyaz unun da örtülü birer zehir olduğundan artık kimsenin en ufak bir şüphesi kalmadı. Tuzun fazlasının özellikle bazı kişilerde tansiyonu yükselttiği biliniyor. Tuzlanmış füme besinlerin bazı böbrek hastalıkları ve kanserlerle ilişkili olabileceğini gösteren net kanıtlar bulunuyor. Dolayısıyla bu ürünlerden mümkün olduğunca uzak durun.

 

3. 50 yaşından sonra “etobur” değil “otobur” olun

Etoburların, yani hayvansal proteinlere düşkün olanların (ve bu yanlışı 50’li yaşlardan sonra da ısrarla sürdürenlerin), yaşlılıklarında diyabet, hipertansiyon, bunama, parkinson, artrit, dejeneratif hastalıklar ve kanserlere yakalanma riski artar.  Kanserli hastaların yaklaşık üçte birinin yeteri kadar sebze, meyve ve bakliyat tüketmediği, posa, vitamin, mineral ve antioksidan almadıkları için bu hastalığa yakalandıkları tahmin ediliyor. Ancak,  sadece uzun bir yaşam uğruna et ve süt ürünlerinden tamamen vazgeçileceği anlamına gelmiyor. Tüketim miktarının sınırlanması yeterli olabiliyor.

 

4. Az ve öz yiyin

Yaş ilerledikçe can boğazdan gelmiyor, gidiyor, aktif bir hayatı olan yarışı kazanıyor. Özetle orta yaş çizgisine girdikten sonra az yiyen, çok yiyenden daha sağlıklı ve uzun bir ömür sürüyor. Siz de az ve öz yiyenler arasında olun.

 

5. Öğün sayısını azaltıp çiğnemeyi çoğaltın

Bir diğer önemli ayrıntı ise 50’li yaşlardan sonra öğün sayısını azaltmak. Fırsat buldukça da öğün aralıklarını açarak 14-15 saatlik kısa açlık yani oruç periyotları yaratmak gerekli. Geriye kalan 8-10 saatlik sürede ise iki ana ve bir küçük ara öğünle yetinmek iyi bir seçim. Bir diğer önemli nokta da çiğneme hızı ve yemek süresi. Hızlı yiyen, lokmalarını iyice çiğnemeyenlerde sağlık sorunları sıklaşmaya hayatın tadı tuzu kaçmaya başlıyor.

 

6. Probiyotik gücünüzü artırın

Bağırsaklarda probiyotik gücü ne kadar fazlaysa, bağışıklığınız, alerjilere direnciniz o kadar fazla olur. Ayrıca, kansere karşı savunma gücü arttığı gibi, kolesterol, şeker ve kilo dengesi sağlanabiliyor. Daha fazla probiyotik için daha çok doğal yoğurt, peynir, ayran, kefir, boza, tarhana, turşu, sirke, şalgam vb. mayalı gıdaları tercih edin.

 

7. Renklilere yüklenin

Bol sebze ve ölçülü meyve yemek sağlıklı ve uzun bir ömrün vazgeçilmezleri. Bununla birlikte, sebze ve meyve tercihinde en doğru yol bir tür gökkuşağı oluşturmak. Yani kırmızı, mor, siyah, yeşil, sarı ve diğer çılgın renklerin oluşturduğu bir renk koalisyonunu tercih edin.

 

8. Yumurtasız ve balıksız olmaz deyin

Yumurta bir aklandı, pir aklandı! İyi ki de öyle oldu.  Çünkü her gün bir yumurta yemek –eğer ciddi bir sağlık engeliniz yoksa- bedeninize her gün bol miktarda değerli proteini, faydalı yağı kazandırmanız anlamına geliyor. Yumurta, içindeki kolin, mesela B12 vitamini, folik asit, CoQ10, omega-3 gibi onlarca yaşamsal besin unsuruyla da uzun ve sağlıklı ömrün garantilerinden.

Balığa gelince... Özellikle omega-3 zengini balıklar (ton balığı, somon, lüfer, alabalık) protein, vitamin ve mineral kaynağı olduğundan sofralarınızdan eksik etmeyin.

 

9. Tohumlardan vazgeçmeyin

Her gün makul miktarda –ortalama 30 gram- fındık, ceviz, badem, yer fıstığı, Antep fıstığı, ayçiçeği, kabak çekirdeği, susam tüketmenin sağlığa yararları tartışılmaz. Bunların tamamı güçlü birer vitamin, mineral, antioksidan, omega-3, bitkisel protein, faydalı doğal yağ kaynağı olduğu için sağlıklı beslenmenin de vazgeçilmezlerinden.

 

10. Baharatları unutmayın

Baharatlar yeni bin yılın sağlık trendi. Her türlüsü marifetlimi  marifetli. Dereotu, kekik, fesleğen, anason, zencefil, rezene, zerdeçal, tarçın, biberiye, kırmızıbiber, karabiber hiç fark etmiyor, saydıklarımın her biri kullanan herkese, her yaşta şifa ve uzun ömür garantisi veriyor. Birinci sıraya zerdeçalı yazın. Hemen arkasına tarçını, zencefili, karabiberi ekleyin. Listeyi kekiksiz, nanesiz bırakmamaya da dikkat edin.