Obezite Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında kabul edilmektedir. Çünkü gerek yaşam tarzı değişikleri, gerekse yanlış beslenme alışkanlıkları her yaş grubundan obez olarak tanımlanan hasta sayısının artmasına neden olmaktadır. Bu da sorunu global bir problem haline getirmektedir.

Obezite tek başına ciddi bir sağlık sorunu olmakla birlikte, kanserden diyabete, kalp hastalıkların eklem problemlerine kadar birçok hastalık açısından risk oluşturmaktadır. Bu nedenle hem kişisel sağlık, hem de toplum sağlığı açısından obeziteyle mücadele son derece önem taşımaktadır.

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesi sağlıklı beslenme olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek doğru beslenmek değildir. Günlük yaşamda bireylerin  yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için de alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir. Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Yetişkin erkeklerin vücut ağırlığının yüzde 15-18'i, kadınlarda ise yüzde 20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30'un üstüne çıkması halinde obezite tanısı konmaktadır.

Obezitede Risk Faktörleri

Günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır. Bu da obezitenin oluşmasında en önemli risk faktörlerinden birini oluşturmaktadır. Obezitenin oluşmasında başlıca risk faktörleri  şöyle sıralanmaktadır.

• Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları

• Yetersiz fiziksel aktivite

• Yaş

• Cinsiyet

• Eğitim düzeyi

• Sosyo – kültürel etmenler

• Gelir durumu

• Hormonal ve metabolik etmenler

• Genetik etmenler

• Psikolojik problemler

• Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama

• Sigara- alkol kullanma durumu

• Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.)

• Doğum sayısı ve doğumlar arası süre

Sorunun Kaynağı Yaşamın İlk Yıllarına Kadar Uzanıyor

Obezitenin gelişmesinde dikkat edilmesi gereken faktörlerden biri de yaşamın ilk yıllarındaki beslenme şeklidir. Yapılan çalışmalarda, obezite görülme sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara göre daha düşük oranlarda olduğu gösterilmektedir. Anne sütü verme süresinin, tamamlayıcı besinlerin türü, miktarı ve başlama zamanlarının obezite oluşumunu etkilemektedir.

İş Yerinde Risk Oluşturuyor

İş dünyasında da aşırı kilolar çalışanları farklı şekillerde etkilemektedir. Uygun kıyafet bulamama, fiziki dış görünüşünün moral – motivasyon ve kendine güveni olumsuz etkilemesi, aşırı terleme, yoğun iş temposuna ayak uyduramama gibi birçok sorun obezitenin çalışanlar üzerinde yarattığı maruziyetlerden bazılarıdır.

Bununla birlikte, obez kişiler denge problemi yaşayacakları için yüksekte çalışamaz, ağır yük taşıma sırasında kas iskelet sistemlerini zedeleme riski taşırlar. Ayrıca fazla kilolu kişiler uyku sorunları  yaşamakta,  uyku apnesi nedeniyle de dikkat dağınıklığı gibi iş kazası riskini artıracak durumlarla karşı karşıya kalabilmektedirler.

Obezite Tedavisi

Obez olarak tanı alan bir kişinin tedavisi söz konusu olduğunda aşağıdaki seçenekler sırasıyla denenmekte ve istenen sonuca ulaşılabilmektedir.

1. Tıbbi beslenme (diyet) tedavisi: Obezite de tıbbi beslenme tedavisi anahtar tedavi şeklini oluşturmaktadır. Uygulanan diyetle vücut ağırlığının yüzde 10’un azalması obezitenin yol açtığı hastalıkların gerilemesi açısından çok önemlidir.

2. Egzersiz tedavisi: Egzersiz tedavisinin ağırlık kaybını sağlamadaki etkisi  tartışmalı olsa da, fiziksel aktivitenin yağ dokusu ve karın bölgesindeki yağlanmayı azalttığı, diyet yapıldığında görülebilen kas kütle kayıplarını önlediği kesin olarak kabul edilmektedir. Egzersiz tedavisi ile, tıbbi beslenme tedavisini destekleyici nitelikte bireylerin ağırlık kazanımları engellenebilmekte, zayıflama ve tekrar ağırlık kazanmanın önlenmesi sağlanmaktadır.

3. Davranış değişikliği tedavisi: Vücut ağırlığının kontrolünde davranış değişikliği tedavisi, fazla ağırlık oluşmasına neden olan yemek yeme ve fiziksel aktivite ile ilgili olumsuz davranışları olumlu yönde değiştirmeyi veya azaltmayı kapsamaktadır. Obezitenin kalıcı olarak tedavi edilmesi ve ideal kilonun korunmasında davranış değişikliği tedavisinin son derece önemi bulunmaktadır.

4. Farmakolojik tedavi (ilaç tedavisi): Obezite tedavisinde kullanılacak ilaçlar hafif ve orta derecede ağırlık fazlalığı olan bireyler için uygun değildir. Kullanılan ilaçların, sağlık yönünden güvenirliliğinin saptanmış olması, obeziteye neden olan etiyolojiye uygun bir etki göstermesi, kısa ve uzun dönemde önemli yan etkisinin olmaması ve bağımlılık yapmaması gerekmektedir. Bu nedenle mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerekmektedir.

5. Cerrahi tedavi: Besinlerle alınan enerjinin azaltılmasına yönelik  cerrahide hedef, besinlerin gastrointestinal sistemde emilimlerini azaltmaktır. Bu amaçla bypass, gastroplasti, gastrik bantlama, gastrik balon gibi yöntemler kullanılmaktadır.

Doğru beslenelim, sağlıklı bir hayat yaşayalım.

Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (yüzde20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.