İş Sağlığı Ve Güvenliğinde Yapay Zeka Kullanımı

İş Sağlığı Ve Güvenliğinde Yapay Zeka Kullanımı

Duyguları analiz eden tarayıcılar, cerrahi operasyonlarda uzaktan yönetilebilen ve kendisi karar verebilen robotlar, sürücüsü olmayan otomobiller, artırılmış gerçeklik ile desteklenen eğitimler vb. unsurlarla gelen bilgi çağı çok hızlı bir şekilde hayatımızı şekillendirmeye devam ediyor. Diğer taraftan dijitalleşen bu çağda “insan” hala başroldeki yerini korumaya devam ediyor. Dolayısıyla her alanda “insanı korumak” en önemli görevlerin başında geliyor. Bu da iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının değerini daha da artırmaktadır.

İnsan tüm zamanların en değerli bilgi üreticisi olmaya devam ederken dünya genelinde her yıl binlerce kişi iş kazası ve meslek hastalıkları sonucu yaşamını ya da çalışma gücünü kaybetmektedir.

Aslında günümüzde kullanılan yöntemler ve operasyonel faaliyetler yeni teknolojilerle harmanlanıp güçlendirilerek bu kayıpları önlelemek veya en aza indirilebilmek mümkün olabilmektedir. Bu sayede İSG’nin temel yaklaşımlarından olan proaktif bakış açısına da önemli ölçüde katkı sağlanabilmektedir.

Bu noktada son yıllarda adı her alanda sıkça geçmeye başlayan “yapay zeka” kavramı iş sağlığı ve güvenliğinde de yerini almaya başladı. Biz de sizler için bu konuyu incelemek istedik...

Sıra Yapay Zekanın İş Sağlığı ve Güvenliğine Katkılarında...

Yapay zeka; insan zekasına özgü olan algılama, fikir yürütme, öğrenme, sorun çözme, iletişim kurma, düşünme, analiz etme ve karar verme gibi yüksek bilişsel fonksiyonları veya otonom davranışları yerine getirebilen bir işletim sistemi olarak tanımlanabilir. Alt yapısı hazırlanmadan yapay zekanın herhangi bir sektörde kullanılması çok kısıtlı alanların ötesine geçmemektedir. Bulut çözümleri ve 5G gibi mobil teknolojilerin gelişmesi yapay zeka çözümlerinde kullanılan matematiksel model ve algoritmaların son kullanıcıya daha yakın olmasına olanak sağlamaya başladı.

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) sektörü de yapay zekanın nimetlerinden faydalanacak yegâne alanlardan biridir. İSG alanında yapılan faaliyetler, doğası gereği tasnifli ve düzenli verilerin üretilmesi açısından yapay zeka araçları tarafından kullanıma oldukça uygundur. Verilerin işlenmesi ve bu veriler üzerinden gerçek zamanlı veya gerçek zamanlı olmayan çıkarımlarda bulunarak olası veya anlık olarak iş kazalarının önlenmesine katkı sağlanabilmektedir.

İş Güvenliği Alanında Yapay Zekayı Besleyebilecek Veriler Nelerdir?

Bu sorunun yanıtını, “iş güvenliği alanında sürdürülen faaliyetlerin tamamı olarak” vermek mümkün. Saha operasyonlarında tespit edilen her türlü uygunsuzluk ve düzeltici önleyici faaliyetler, çalışma alanına ait videolar ve fotoğraflar, ramak kala olaylar, iş kazası raporları ve çalışanlardan gelen İSG’ye ait geri bildirimler bir uzman görüşünden geçip tasniflenmiş verilerdir. İş güvenliği uzmanlarının kendi tecrübeleri bu alanda üretilen verinin kalitesinin asıl kaynağı olarak düşünülebilir. Bir diğer alan, sahadan toplanacak duyarga (sensör) verilerinin işlenebilmesidir. Bu verilerin işlenmesi, 5G ve onunla gelecek olan Nesnelerin İnterneti (IOT) teknolojileri ile mümkün olacaktır.

Toplanan veriler için genel geçer bir yapay zeka modellemesi yapmak imkansızdır. Dolayısı ile sektörel bazda verilerin işlenme modellerinin oluşturulması ilk aşamada önem kazanmaktadır. İlerleyen süreçlerde bu kontrollü model (supervised learning) geliştirme süreci, kendi modellerini geliştirebilecek (non-supervised learning) bir yöne evirilip yapay zekanın asıl gücünün ortaya çıkması için kullanılabilecektir.

Büyük boyutlarda verinin işlenmesi ile iş güvenliği uzmanları tarafından öngörülemeyecek çıkarımlara varılması, yaşanabilecek olası iş kazalarının engellenmesi için uzmanları konu, coğrafi konum ve süreç bazında çözümler bulmaya yönlendirilebilecektir. Örneğin çalışanların KKD kullanıp kullanmama durumu, tehlikeli bölge ve hareket takibi, acil durum tespiti (yangın, duman vb.), yaya yolu ihlali, çalışanlardan gelebilecek saha bildirimlerine göre iş kazalarının yaşanma olasılığın olabileceği yerler vb. birçok iş güvenliğine ait süreçler yapay zeka ile modellenebilir.

İş Sağlığı Alanında Yapay Zekâyı Besleyebilecek Veriler Nelerdir?

Bu sorunun cevabı, hastalık anemnezlerinde tasnif edilmiş verilerde ve çalışanların laboratuvar tektik sonuçlarında bulunmaktadır. Örneğin International Classification of Diseases (ICD) standartlarına uygun olarak tasnif edilecek veriler yapay zeka modellerinin beslenebilmesi ve eğitilmesi için mükemmel kaynaklardır. İşyeri hekimlerinin zaten uzman oldukları alanda üretecekleri veriler otomatik olarak bir filtreden geçmiş ve gereksiz bağlantılardan arındırılmış veriler olarak düşünülebilir.

Sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu yaşanan bir çalışma ortamında asıl problem, sadece çalışanların birbiri ile yakın temasta olmaları mıdır yoksa havalandırma sisteminde yaşanan ve henüz saptanmamış olan bir aksaklık mıdır?

İhtiyaçları, güncel yaşantımıza göre uyarlayabilir ve çoğaltabiliriz. Örneğin Covid 19 süresince çalışanlar tarafından sosyal mesafenin ihlal edilip edilmediği, maske takıp takılmadığı ve hatta maskenin doğru takılıp takılmadığı bile analiz edilebilir ve bu verilere göre gerekli olan önlemler alınabilir.

Yapay Zekâ, Tüm Kazaları Engelleyebilir mi?

Yapay zeka modellerinin ve araçlarının çıkarımlarının başarısı tamamen hangi tarz veriler ile beslendikleri ve matematiksel modellerin başarımları ile doğru orantılıdır. Yapay zekadan beklenti, olası iş kazalarının belirli bir oranda gerçekleşme ihtimallerinin ve nedenlerinin analiz edilebilmesi olmalıdır.

Örneğin bir işyerinde sıklıkla gıda zehirlenmesine bağlı yaşanan iş kazalarının, %20 ihtimalle kullanılan sulardan, %80 ihtimalle kullanılan etlerden (muhafaza edilmiş olan dolaptaki teknik arızalar, taşınma sırasında soğuk zincirin kırılması nedeniyle vb.) kaynaklandığı yetkililer ile paylaşılabileceği gibi bir işyerinde hiçbir zehirlenme yaşanmamış olsa dahi %5 ihtimalle su kaynaklı bir zehirlenmenin 3 ay içerisinde yaşanma ihtimalinin olduğu da analiz edilebilir.

Bu tarz çıkarımlarla, iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimlerinin asıl kök sebebe odaklanması ve sağlık sorunlarının minimuma indirgenmesi sağlanabilecektir

İş Sağlığı ve Güvenliğinde Sanal Gerçeklik

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işyerlerinde, İSG profesyonellerince ilk işe girişlerde ve işyerinin tehlike sınıfına göre belirli aralıklarla çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmesi gerekmektedir. Böylece çalışanın İSG konusunda bilinçlendirilmesi, yaptıkları iş ve çalışma ortamında meydana gelebilecek iş kazalarına ve meslek hastalıklarına karşı tedbirli olmaları hedeflenmektedir.

İSG’ye yönelik verilebilecek her türlü etkin ve kapsamlı eğitimle, özellikle tehlikeli davranışlar sebebiyle yaşanan iş kazaları (%80 gibi yüksek bir oranda) konusunda çalışanların bilinçli olmaları ve çalışma arkadaşlarına karşı da sorumluluk sahibi olmaları sağlanabilmektedir. Bu nedenle sadece teorik eğitimler yerine, teknolojinin ilerlemesi ile İSG eğitimlerinin de etkinliği sanal (Virtual Reality/VR) ve artırılmış (Augmented Reality/AR) gerçeklik tabanlı uygulamalar ile desteklenmektedir. Yangın söndürme, kapalı alanda güvenli çalışma, yüksekte güvenli çalışma, iş ekipmanı (forklift vb.) kullanma vb. birçok VR&AR tabanlı eğitim farklı iş kollarına göre tasarlanabilmektedir.
VR&AR ile yapılan eğitimler, daha çok his ve duygulara hitap ettiği için çalışanlarda daha efektif ve kaliteli bir İSG algısı oluşumuna katkı sağlamaktadır. Çalışanlar sanal gerçeklik eğitimleri sayesinde çalışma ortamları, kullandıkları iş ekipmanları, yaptıkları iş, yaşayabilecekleri olası bir iş kazası sonucu karşılaşılabilecek senaryolara ilişkin gerçeğe yakın deneyim sahibi olabilmektedirler.

Teknolojinin Geldiği Nokta

İş sağlığı ve güvenliği alanında kullanılacak verilerin üretilmesi ve işlenmesi için teknolojinin son kullanıcıya bir mobil cihaz kadar yakınlaşması ancak 5G ile mümkün olacaktır.

5G ile ilerleyecek olan sanal ve artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti, gerçek zamanlı video ve fotoğraf işleme araçlarının kullanımı artacak ve İSG profesyonellerinin saha operasyonları ile yapay zeka modelleri ile harmanlanabilecektir. İSG alanında verilen eğitimlerin yarattığı etki de kat ve kat artmış olacaktır.

Sonuç olarak iş sağlığı ve güvenliği alanında yarının yapay zeka teknolojilerini bugünden yakalayabilmek için çalışmaların en kısa sürede başlaması kaçınılmaz bir gerçek gibi görünmektedir