Dünya İş Sağlığı Ve Güvenliği Günü

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre;  dünyada her 15 saniyede 160 işçi iş kazası geçirmekte ve  her gün yaklaşık 6 bin 400 kişi iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

Her yıl 270 milyon iş kazası meydana gelmekte, 313 milyonu aşkın işçi ölümcül olmayan iş kazası geçirmekte (bu bir günde ortalama 860 bin işçinin iş kazasına maruz kaldığı anlamına gelmektedir) ve 160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanmaktadır. Her yıl yaklaşık olarak 350 bin kişi iş kazası, 2 milyon kişi ise meslek hastalıklarından dolayı hayatını kaybetmektedir. İstatistik verilerinden anlaşılacağı üzere iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları tüm dünyada önemli konular arasında yer almaktadır.

 

İş Kazalarında Türkiye...

Türkiye, iş kazası istatistiklerinde Avrupa'da ilk sırada, dünyada ise 3. sırada yer almaktadır. İstatistik verilerine göre, ülkemizde her 6 dakikada bir iş kazası olmakta, her 2,5 saatte 1 çalışan iş göremez hale gelmekte ve her 6 saatte bir ise 1 çalışan hayatını kaybetmektedir. Bu veriler bizlere; geçimini sağlamak için çalışan 4 kişinin günün sonunda evine ve ailesine dönemediğini göstermektedir.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nüfusun büyük bir bölümünü çalışanlar oluşturmaktadır. Her geçen gün artan teknoloji kullanımı ve sanayileşmeyle birlikte işyerlerindeki çalışma koşulları kötüye gitmeye başlamış bu da iş sağlığı ve güvenliğini dolayısıyla da insan sağlığını olumsuz yönde etkilemiştir. Kötü çalışma koşullarına bağlı olarak artan iş kazası ve meslek hastalıklarını minimize etmek amacıyla özellikle sanayileşmiş ülkeler, iş sağlığı ve güvenliğini iyileştirme çabası içine girmişlerdir.

İş sağlığı ve güvenliği, bugünkü anlayış içerisinde işbirliğini gerekli kılan, tıp, hukuk, fizik, psikoloji gibi pozitif ve sosyal bilimlerin katkılarıyla gelişen bir alandır. Teknik ve fiziki açıdan bakıldığında, işin yapılması esnasında çalışanların karşılaştıkları tehlikelerin ortadan kaldırılması veya azaltılması odak noktayı oluşturmaktadır. Sağlık bilimleri açısından da, meydana gelen iş kazaları sonucundaki yaralanma ve meslek hastalıklarından korunma ve tedavi boyutu ön plana çıkmaktadır. Psikolojik ve sosyolojik bakış açıları iş sağlığı ve güvenliğinde; çalışanların davranış, tutum ve kültürlerine ilişkin konular üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ayrıca hukuki açıdan iş güvenliğini sağlama konusu, esas olarak işverene ve çalışana esasen kamu hukuku temelinde getirilen hukuk kurallarını ifade etmektedir. Öyle ki Türk iş güvenliği mevzuatının yeniden yapılandırılması çalışmalarında, “tazmin” kadar “önleme” nin de gerekli ve önemli olduğu düşüncesinden hareketle, sosyal tarafların tümüne bu konuda görevler yüklenmiş ve çalışan ile işverenlerin mevcut görevleri Avrupa Birliği yönergeleri ışığında daha ayrıntılı incelenmiştir.

 

Sistemli Bir Çalışma İle Kazaların Yüzde 98’i Önlenebilir!

Yapılan araştırmalarda iş kazalarının yüzde 10'unun tehlikeli durum kaynaklı kazalar, yüzde 88'inin tehlikeli davranış kaynaklı kazalar olduğu belirlenmiştir. Kazaların yüzde 2'sinin ise kontrol edilemeyen nedenlerden kaynaklandığı ortaya çıkmıştır. Bu da bizlere iş kazalarının sistemli bir çalışma ile yüzde 98 oranında önlenebileceği gerçeğini göstermektedir.  Oranlara bakıldığında en fazla kaza kişi kaynaklı yani kök sebebinde tehlikeli davranış olan kazalardır. Aslında bu durum bizlere kazaların önlenmesinde işveren kadar çalışanlara da görevler düştüğünü göstermektedir. İşletmelerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemleri almaları, gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle meydana gelebilecek iş kazaları, meslek hastalıkları ve hastalıkların sonuçlarını telafi etmekten daha kolay, daha ucuz ve daha insancıldır. İşyerlerinde tehlike kaynakları belirlenip bunlardan oluşabilecek tehlikeler kontrol altına alınabilirse oluşabilecek kazalar azaltılmış ve tehlikeli ortamlar ortadan kaldırılmış olur. Tabii bu çalışma, çalışanların da dâhil olacağı bir ekip çalışması olmalı ve tüm ekip uyumlu bir şekilde çalışmalıdır.

Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı çalışma hayatına ilişkin temel insan hakları arasında yer almaktadır. Çalışma şartları, çalışan kişinin bedensel ve ruhsal sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebildiğinden, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamının sağlanması ile toplumun mutluluğu arasında bir ilişki kurmak mümkündür. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının bir bölümü ölümle, bir bölümü ise sakatlanma ve yaralanmalarla sonuçlanmaktadır. Bu olayların manevi üzüntüsü ve meydana gelen maddi zararın ve milli servet kaybının büyüklüğü, insanların iş sağlığı ve iş güvenliği üzerinde dikkatle durmalarının önemli nedenlerindendir.

Çalışanların temel haklarının göz ardı edilmemesi, İş Sağlığı ve Güvenliği kültürünün tüm dünyada olması dileğiyle,  tüm çalışanların 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kutlu olsun.

 

Kuruluşun 100. Yılında ILO

“Gelişen sosyal adalet, insana yakışır iş” sloganıyla yola çıkan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) bu yıl kuruluşunun 100. yılını kutlamaktadır. ILO, çalışma yaşamında çalışanların haklarının hayata geçirilmesini, insana yakışır istihdam fırsatlarının teşvik edilmesini, sosyal korumanın güçlendirilmesini ve çalışma yaşamıyla ilgili konularda diyaloğun güçlendirilmesini hedeflemekte olan bir kurumdur.

ILO, 2001 yılında, 28 Nisan'ı " Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü " ilan etmiş ve 2003 yılı itibariyle hem bir anma günü hem de bir kutlama günü olarak kampanyalarını sürdürmeye başlamıştır. Her yıl farklı bir konuya dikkat çekerek iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalık oluşturmakta ve tüm dünyada iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesini teşvik etmektedir. Ülkemizde Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü ilk kez 28 Nisan 2015’de Ankara’da bir toplantıyla kutlanmıştır.