2017 Yılında Türkiye’De Gerçekleşen İş Kazaları Sebepleri Ve İstatistiksel Verileri

2017 Yılında Türkiye’De Gerçekleşen İş Kazaları Sebepleri Ve İstatistiksel Verileri

İşyerindeki çeşitli fiziksel ve kimyasal etmenler ile mekanik ve ergonomik etmenler çalışan insan üzerinde doğrudan ve dolaylı etkilere yol açmaktadır. Doğrudan etkiler sonucunda zehirlenme, meslek hastalığı gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

İşyerindeki olumsuz çalışma koşullarının dolaylı etkileri ise iş kazaları seklinde kendini göstermektedir.

Ancak, iş kazalarının oluşmasına neden olan etkenlerin tümü̈ temel iki etkene indirgenebilir. Bunlar işyerlerimdeki güvensiz durumlar ile güvensiz davranışlardır. Bu unsurların meydana getireceği tehlikelerin belirlenmesi ve önlemlerin kararlaştırılıp uygulanması adımlarını oluşturan risk değerlendirmesinin, yetkin kişiler tarafından herhangi bir engelleme yapılmadan objektif olarak yapılması; risklerin makul düzeye indirilmesinde, dolayısıyla iş kazalarının azaltılmasında en önemli faaliyet ayağını oluşturmaktadır.

Biz de bu bültenimizde 2017 yılı iş kazaları, nedenleri ve çözüm önerilerinin islemek ve bu önemli konuya bir kez daha dikkat çekmek istedik...

2017 Yılında En Fazla İş Kazası Makine / Metal Sektöründe Yaşandı

2017 yılında en çok iş kazasının meydana geldiği sektör makine/metal sektörüdür. İnşaat sektörünün ise iş kazası sayısına göre sıralamada ikinci sırada yer aldığı görülmektedir. Sırasıyla; taşımacılık, gıda ürünleri imalatı ve maden sektörü̈, inşaat sektörü̈ istatistiklerini takip etmektedir.

2017 yılında ölümlü iş kazaları, işkolları açısından değerlendirildiğinde ilk sırada 587 kişinin hayatını kaybettiği inşaat işkolunun bulunduğu görülmektedir. SGK tarafından kayıt altına alınan tüm ölümlerin %36'sı inşaat işkolunda meydana gelmiştir. Ardından taşımacılık (%14), ticaret-büro-eğitim-güzel sanatlar işkolu (%10), metal işkolu (%7,6), madencilik ve taş ocakları işkolu (%5,3) gelmektedir.

Sayıca en çok kazanın olduğu makina/metal sektöründe meydana gelen kazaları, makine ekipmanlarının bakım ve kontrollerinin yapılmaması, koruyucu kapak, seperatör ve sviçlerin kullanılmaması ya da işlevselliğini yitirmesi, makina alan ve parkurlarında yasak ve kısıtlı alanlara erişim, uygun kişisel koruyucuların kullanılmaması gibi sebeplere bağlamak mümkün.

İnşaat Sektöründe Kaza Nedenlerinin Başında Düşme Geliyor

İnşaat sektöründeki kaza sebeplerine bakıldığında sırasıyla, düşme (çalışan düşmesi), malzeme düşmesi ve elektrik çarpmaları kaynaklı kazaları görmekteyiz. Bu kazaların, sonuç̧-zarar şiddeti fazla riskleri barındıran faaliyetleri içermesi, bizlere neden ölümlü iş kazalarının en çok inşaat alanlarında meydana geldiğini açıklamaktadır.

Yüz bin kişide ölüm hızının en yüksek olduğu ilk üç iş kolu; madencilik ve taş ocakları, inşaat ve çimento-toprak-cam sektörleridir. Bu durum gösteriyor ki, iş sağlığı ve güvenliği konusunda öncelikli olarak bu sektörlerin sorunları ele alınmalı, durum tespiti yapılarak atılması gereken adımlar hızlıca atılmalıdır.

Kazalar Gençlerde Daha Fazla

Yıl içerisindeki iş kazası geçirme sayısı açısından 19-25 yaş aralığı (%11) en tehlikeli grup olarak ortaya konmuştur. İş kazası sonucu ölenlerin yaş aralığına bakıldığında ise 45-50 yaş aralığı (%16) en büyük payı almaktadır. İş kazalarının yaşandığı saat aralıkları incelendiğinde 11:00-12:00 arasında en yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu veriler ışığında, genç çalışanların deneyimsizlik, tecrübe eksikliği ve cesaret duygusu etkisiyle daha dikkatsiz davrandıkları, iş güvenliği ve sağlığı konusunda alınması gereken tedbirlere karşı duyarsız kaldıkları yorumu yapılabilir. Kaza sonucu ölüm oranlarının en fazla yaşandığı

45-50 yaş aralığında ise çalışanların deneyimli olmalarına karşın, aşırı güven ‘bana bir şey olmaz algısı’, algısal ve fiziksel açıdan vücut yeteneklerinin azalışa geçtiği dönem olması gibi nedenlerle karşılaşmaktayız. İş kazalarının yoğun yaşandığı zaman dilimlerini yorumladığımızda, sayıca yoğun çalışmanın olduğu gündüz vardiyalarında öğle dinlenme arası öncesi, yorgunluk ve dikkat dağılmasına bağlı kazaların arttığını görmekteyiz. Bunu ilk çalışma saatleri olan işe adaptasyon ve uyum süresini de içeren (08.00 – 09:00) zaman aralığı takip etmektedir.

Tüm ölümlü iş kazalarının %20'si İstanbul'da, %7'si Ankara'da, %6'sı İzmir'de olmuştur. Ülkedeki kazaların yaklaşık üçte birini oluşturan bu oran, bize nüfus yoğunluğu ile birlikte, endüstriyel gelişmişlik ve sektörel alan çeşitliliğindeki artışın, kaza artışı ile paralellik gösterdiğini göz önüne sermektedir.

Uluslararası Çalışma Örgütü, meslek hastalıkları ve iş kazalarının direkt veya dolaylı maliyetinin dünya genelinde 2.8 trilyon Amerikan Doları olduğunu ve dünya yıllık gayri safi hasılanın yüzde 4’ünden fazlasının iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucunda kaybolduğunu öngörmektedir. Bu açılardan değerlendirildiğinde iş kazası ve meslek hastalıkları mali ve ekonomik açıdan üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.

Avrupa Birliği’nde meydana gelen ölümcül iş kazalarının ekonomik faaliyetlere göre sınıflandırılması yapıldığında en çok inşaat, taşıma ve depolama, üretim, tarım, ormancılık ve balıkçılık alanlarında görüldüğü ortaya çıkmaktadır. Ölümlerin meydana geldiği faaliyet alanları acısından Türkiye ile benzer bir yapı söz konusudur. Avrupa’da en çok iş kazası 49-250 işçinin çalıştığı işletme ölçeğinde gerçekleşmiş̧, iş kazalarının en çok görüldüğü yaş aralığı ise 25-34’dür.

2016 yılı itibariyle Avrupa Birliği üyelerinde 100.000 çalışan başına ölüm olayına ilişkin standardize veriler Hollanda'da 0,5, İngiltere'de 0,8 ile İtalya'daki 2,78 değerleri arasında ve AB-15 ortalaması 1,55 iken Türkiye'de işçiler için 10,2 civarındadır. Bu rakam 2017 yılında 11,8 olmuştur. Veri setleri arasında bazı farklılıklar olmakla birlikte aradaki fark çok büyüktür ve 6 kattan fazladır.

Kaza mortalite oranı çoğu Avrupa ülkesinde 100.000’de 2 ile 6 arasında değişmektedir. Avrupa Birliğinde (EU-28) çalışan aktif nüfusun ortalama %3,2’si her yıl iş kazasına uğramaktadır. Türkiye’ye benzer özelliklerde olan Fransa, Almanya ve İtalya ile ölümcül iş kazaları üzerinden bir karşılaştırma yapılabilmesi mümkün görünmektedir. 2017 yılında Fransa’da 595, İtalya’da 543, Almanya’da 450 çalışan iş kazası sonucunda hayatını kaybetmiştir. Türkiye acısından ise; 2017 yılında bu 3 AB üyesi ülkenin ölüm sayılarının toplamına yakın bir ölümcül iş kazası sayısı bulunmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Bir Kültürdür

Şüphesiz ki iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasında, çalışana güvenli ve sağlıklı, tehlikenin kaynağı olan risklerden arındırılmış̧ bir işyeri ortamının sunulmasında ana etmen “iş sağlığı ve güvenliği kültürüdür.” İş sağlığı ve güvenliği kültürü̈; sadece işveren ve çalışana enjekte edilmesi gereken bir kavram değildir. İş sağlığı ve güvenliği kültürü̈, eğitim sistemi ile küçük yaslardan itibaren başlayarak çeşitli yollar aracılığıyla bireylere aktarılması gereken bir olgudur. Bunu sağlayabilmek adına konunun ilkokul, ortaokul ve lise müfredatlarında anlatılması büyük önem arz etmektedir. Ancak günümüzde İSG eğitiminin okul müfredatlarında yer alması ile ilgili herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.

İş kazalarının azaltılabilmesinde önemli rol oynayan etmenlerden bir diğeri ise; denetimlerdir. Günümüzde iş sağlığı ve güvenliğine yönelik denetimler Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı iş müfettişlerince gerçekleştirilmektedir. 2016 yılı itibariyle Türkiye’de 1005 iş müfettişi görev yapmaktadır. Bu ise yaklaşık 15.000 isçiye bir müfettiş̧ düştüğünü göstermektedir. Etkili bir denetimle sağlıklı ve güvenli iş ortamlarına kavuşulabilmesi adına denetimle görevli iş müfettişi sayısının arttırılması büyük önem arz etmektedir. 2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Türki’ye, tazmin edici iş güvenliği anlayışından önleyici ve koruyucu olan modern iş güvenliği anlayışına ilk adımını atmıştır. Bu anlayışın geliştirilebilmesi için ine denetim faktörü̈ ön plana çıkmaktadır.

Söz konusu veriler ışığında Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının gerek AB direktifleri gerekse ILO sözleşmeleri ile uyumlaştırılma içerisinde bulunduğu bu süreçte, İSG eğitimlerinin ve mesleki eğitimlerin tamamlanması, bu kültürün arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması, iş güvenliğinde proaktif yaklaşımlara önem verilmesi gibi uygulamaların gerekliliğini görmekteyiz.